
+ Geçmiş yıllarda Yılmaz Hoca'ya bu soruyu çok sorardım. ‘10 sene sonrasında nasıl bir Eskişehir hayal ediyorsunuz?’ diye… Aklınızda nasıl bir Eskişehir canlandırıyorsunuz? Sizin 10 sene sonraki Eskişehir’iniz nasıl bir Eskişehir olacak? Butik bir şehir mi kalmaya devam edeceğiz yoksa sınırları genişleyen büyük bir şehir mi?
Ben bunu çok dile getirdim. Tekrar söyleyeyim, bunu seçim döneminde de söylemiştim. Ben dengeli kalkınan bir Eskişehir hayal ediyorum. Ben Eskişehir'i sadece bir gençlik şehri ya da bir emekliler şehri, bir sanayi şehri, sadece bir turizm şehri, sadece bir üniversite şehri ya da sadece bir tarım şehri gibi görmüyorum. Bu şehirde doğdum, büyüdüm. Hepimiz bu şehirde bir şekilde kendimizi donattık. Eskişehir o kadar çok alandan beslenen bir kent ki. Yani burada hem çok sayıda genç var, öğrenci var. Bir taraftan birçok emekli var. Bakın bizim nüfusumuzun neredeyse Dörtte Bir’i emekli. Şu anda Eskişehir gençlik şehri diye biliniyor ama böyle bir gerçek de var çok. Ciddi bir sanayimiz var. Güçlü bir sanayimiz var. Güçlü bir esnafımız var. Yine bereketli ovalarımız var. Bereketli arazilerimiz var. Güçlü bir tarım ve hayvancılık yapabileceğimiz yerler var. Ne yazık ki yanlış politikalar yüzünden çok ilerleyemiyoruz. Şimdi siz bu şehri kalkar, ‘ben bu şehri sanayi şehri yapayım’ derseniz bu şehre haksızlık etmiş olursunuz. Bu kadar kültür ve sanatın başkenti olmuş turizmden çok ciddi para kazanan bir şehre olmaz. Sadece sanayi şehri derseniz ya da sadece turizm şehri olsun denilmemeli. Örneğin Avrupa'da gittiğiniz bazı yerler sadece turistik bir şehir olmuş, hafta sonu kalabalık. Onun dışında hiç kimseyi göremiyorsunuz. Eskişehir böyle bir şehir de olmasın. Ben 10 sene sonra yeni Eskişehir'in bu güçlü yanlarının biraz önce bahsettiğim 5-6 güçlü yanının dengeli kalkınarak, dengeli ilerleyerek nüfusunun da dengeli arttığı bir kent olsun istiyorum. Metropolde yaşamak isteyen vatandaşlarımız olabilir. Şehirler metropollere dönüşsün diyenler olabilir. Metropol şehirlerimiz var, zaten kaçmıyor. Bugün isteyen herkes gidip İstanbul'a, Ankara'ya, İzmir'e büyük şehirlere yerleşebilir, kimse engel olmuyor. Ama biz çok şanslıyız. Hem küçük bir şehirde yaşamanın bütün nimetlerinden faydalanıyoruz. Yani bugün işte burada nüfus milyonu aşmadı. Küçük bir şehirde yaşayabileceğimiz bütün avantajları yaşıyoruz. Hem de büyük şehrin bütün nimetlerinden de faydalanıyoruz. Bugün sinemalar, tiyatrolar, konserler, sosyal hayat, restoranlar… Gittiğimiz sosyal mekanlar. Bakın pek çok büyükşehirde bile çok kolay ulaşamadığınız yerler bunlar. İşte şu kadar nüfus gelsin, bu kadar sanayi gelsin. Ben bunu yanlış buluyorum. Doğru bulmuyorum. Eskişehir'i kendi içinde çok dengeli ve güzel gelişen bir şehir. Yine bu dengeyle devam etsin diye de biz bu dönemde elimizden geleni yapacağız.
+ Şehirden uzaklaşıp siyasete getirmek istiyorum sözü. Ülkede bir erken seçim tartışmaları aldı başını gidiyor. Bir kesim ‘gerek yok’ derken bir kesim bir an önce ‘seçime gidilmeli’ diyor. Sizin bu konuya bakış açınız nedir? Türkiye'ye bir erken seçim gerekli mi? Hele hele CHP’nin kazandığı son seçim zaferinden sonra?
CHP son seçimde gerçekten büyük bir zafer kazandı, birinci parti çıktı. Ama bir önceki yapılan genel seçime de baktığımızda oranlar çok yakın. Hatta o zaman da CHP’nin çok büyük bir başarı sağlayacağına dair bir beklenti vardı ama olmadı. Fakat oradaki oy farkı da zaten öyle çok büyük bir oy farkı değildi. Biliyorsunuz hemen arkadan yapılan yerel seçimde de böyle bir başarı elde edildi. Ben sokakta şunu gördüm; seçim döneminde çok fazla kişiyle iletişim içinde olunca birçok insandan şöyle söylem duydum; ‘geçmiş dönemde şu partiye vermiştim, bu dönemde kesinlikle vermeyeceğim, oyumu size vereceğim’ gibi söylemleri çok duyan birisi olarak söylüyorum. Toplumda biz istesek de istemesek de bir erken seçim beklentisi var artık. Toplum istedikten sonra da buna çok karşı kalabileceğini düşünmüyorum. Elbette iktidar tarafı erken seçimi çok istemeyecektir ama toplumda buna ilişkin çok ciddi bir beklenti var. Bir değişim isteği var. Yerel seçimde bunu gördük. Hiç beklemediğimiz yerler geldi. Kütahya gibi Afyon gibi… Biraz daha doğuya gidecek olursak Adıyaman gibi. Dolayısıyla artık seçmen çok farklı bir pencereden bakıyor. Ben seçmenin o iradesini son seçimde gördüm. Vatandaş siyasete klasik partizanlık gibi bakmıyor. Artık sorunları görüyor. Artık kendisini ‘benim partim bu, ne olursa olsun buna oy vereceğim’ demiyor, sorguluyor. ‘Ben emekliyim, bu maaşla geçinemiyorum ve benim derdime derman olmuyor’ diyor. O yüzden ben erken seçimin biraz kaçınılmaz olduğunu düşünüyorum. Ama yerel seçimden aldığımız bu oylar bize emanet. Çünkü partimiz dışından da çok oy geldi bize. Biz de genel seçime giderken ya da erken seçime giderken bu yereldeki başarımızı çok güzel değerlendirmemiz lazım.
+ Bu konuda Türkiye ittifakından söz ettiğiniz konuşmalar çok olmuştu.
O dönemde diyorduk ya, ‘Eskişehir ittifakı kuralım, Türkiye ittifakı kuralım ve bu seçimlerde bize güvenin bize oy verin’ diye… Artık bunu da hizmet ittifakına çevirelim. Erken seçime ya da genel seçime bu şekilde gitmek gerekiyor.
+ Partiniz CHP’nin politikaları son zamanlarda biraz daha ılımlı muhalefet tarzına dönmüş durumda. Bu söylediğiniz hedefler için doğru bir politika üretiyor mu CHP?
Bence çok güzel üretiyorlar. Bir kere aramızda çok güzel bir koordinasyon kurdular. Belediyelerin yaptıkları iyi örnekler bizlere de geliyor. Çünkü bu iyi örnekler her belediyede yaygınlaşsın istiyoruz. Örneğin Eskişehir'de yapılan iyi bir örnek varsa ki mütevazi olmayalım; Bilecik geçen seçimde gelmişti, Afyon ve Kütahya’daki halkımız da biraz da Eskişehir'e örnek alarak, ‘Eskişehir'e benzeyelim’ diye CHP’ye oy veriyor. Dolayısıyla bu iyi örnekler her belediyede çoğalsın istiyorlar. Buna ilişkin çok da güzel bir eşgüdüm kurdular. Hatta belirli belediye başkanlarıyla hem durum değerlendirmesi yapılsın hem de bu iyi örnekler daha da yaygınlaşsın diye komisyon kuruldu. Ben de onlardan bir tanesiyim. Orada da bunlar değerlendirip güzel bir stratejiyle ilerleyeceğiz ama amacımız ve hedefimiz hep insan odaklı olacak. Hep hizmet odaklı olacak.
+ Son olarak Eskişehirlilere söylemek istediğiniz, iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?
Yine altın madeniyle ilgili tartışma yaşanıyor. Biliyorsunuz bizim de seçim döneminde hep söylediğimiz bir şey vardı. Bu şehrin havasına, suyuna, toprağına, doğasına hep sahip çıkacağız diye. O yüzden benim de son cümlem “Eskişehir kıymetlidir” olsun.
+ Ayırdınız vakit ve söyleşi için çok teşekkür ederim
Ben de şehrimizin yeni medya kuruluşlarından olacak Eskişehir Basın Medya’ya yayın hayatında başarılar dilerim.