Dünden beridir yazılıp çiziliyor;
“Ekrem İmamoğlu, Ayşe ve Ahmet Başkan’ın adını bilmiyor mu?” diye…
Böyle konuşaların konuyu tamamen abarttığını, öküz altında buzağı aradıklarını, Kazım Kurt düşmanlığını körüklediklerini düşünüyorum.
Ortada son derece masumane ve iyi niyetle yapılmış ve çekilmiş bir video olduğunu düşünenlerdenim.
Bu konuda sahiden samimiyim…
Sebebi de şu;
“O akşam Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, CHP’yi iftar sorasında topladı. Partiye özel bir etkinlik vardı ve mahalle başkanlarından, delegelere kadar da herkes oradaydı. Bu nedenle de ‘geceye özel’ İmamoğlu’ndan bir mesaj istenmiş, İmamoğlu da Başkan Kurt’un ricasını kırmayarak kısa bir selamlama videosu göndermiş!”
O yüzden, ‘İmamoğlu onu tanımıyor mu, bunu bilmiyor mu’ gibi söylemler ortalığı boş yere bulandırmaktan başka bir şey değil!
Hatta kamuoyunda bu yönde algı yaratanlar galiba;
“İmamoğlu ve Ayşe Ünlüce’nin aralarının ne denli iyi olduğunu, ikilinin sürekli dirsek temasında olduğunu bilmiyor” demektir!
+++
Uzun bir girizgâhtan sonra asıl meseleye gelelim…
Eğer CHP’yi konuşacaksak, çok erken başlayan parti içi yarışa bakmalıyız.
İmamoğlu’nun çektiği Kazım Kurt videosundan ziyade Başkan Kurt’un parti içi dengelerde nerede olduğunu sorgulamalıyız.
Zira ortaya çok enteresan bir tablo çıkmış durumda!
Belki de hesapların içinde Başkan Kurt’un hiç olmadığı bir tablo!
+++
Biliyorsunuz;
Kazım Kurt, parti içi operasyonlarını yıllardır özel kalemi Şenol Durur aracılığı ile yapıyordu.
Başkan Kurt planları yapıyor, Şenol Durur da sahaya koyuyordu.
Söz konusu bu ikili çalışma, ilk başlarda büyük etki yaratmış, partinin pek çok organı Kurt ve Durur’un eline geçmişti.
Ne var ki sonraki zamanlarda söz konusu etki baskıya dönmüş, parti içi yarışta başvurulan yöntemler tepki çekmeye başlamış ve bunun sonucu olarak da Kurt ve Durur ikilisi il kongresini bile kaybetmişti.
Durum böyle olunca sarsılmayan, ayrılmayan, arasına hiçbir gücün giremediği ikili ‘söylenenlere göre seslerin yükseldiği laf dalaşının’ ardından da ayrılmıştı.
+++
Bu ayrılığın elbette sonuçları olacaktı.
O sonuçlardan birisini dün yaşadık.
‘Yeniden teşkilatlarda güç sahibi olmak isteyen Şenol Durur, “Beni partiye üye yapmadılar!” diye ortalığı velveleye verdirdi!’
Bize göre bir mağduriyet yaratma çabasından başka bir amaç taşımayan girişimin amacının Durur’un sahada güç toplamak ve etrafında daha önce topladığı kalabalığı yeniden toplamak istediği çok belliydi!
Lakin…
Artık her şey ‘belediye gücünün elde olduğu’ dönemden çok farklı!
Elbette o eski güç bir daha gelmeyecek!
Gelmeyecek ama Şenol Durur ve arkadaşları bu mücadeleden de asla vazgeçmeyecek.
Partide yıldızı sürekli yükselen, sahada basmadık yer bırakmayan, partililerin hem gönlünü hem teveccühünü kazanmış, genel merkezin de çokça sevdiği, üstelik halkta da büyük karşılık bulan bir Talat Yalaz’a karşı sonuç alamayacakları bir mücadeleye girişecekler!
O zaman şu soruyu hemen sormalıyız;
“Bu denklem içinde yılların teşkilatçısı Kazım Kurt nerede olacak?”
Öyle ya ne eskisi gibi Şenol Durur yanında ne de teşkilatlar kendi örgütü!
İşte yılların partilisi Kazım Kurt tamda bu noktada bir taraf seçeceğe benziyor.
Ya eski kankisi Şenol Durur ile yeniden bir masa etrafında buluşacak veyahut seçim kaybettiği Talat Yalaz’la iş birliği seçeneğini tercih edecek.
Öyle ki, bu saatten sonra tek başına yeniden bir mücadeleye girişmek seçeneği çok akıl kârı bir hareket olmayacak!
+++
O yüzden…
Bırakın ‘Ekrem İmamoğlu Kazım Kurt’a selam çakmış, şehirdeki diğer aktörlerin adını unutmuş’ gibi olmadık doneleri de, asıl Başkan Kurt’un bundan sonra parti içinde nasıl bir rol alacağını sorgulayın.
Benden söylemesi…