Bir hevesle petshoplardan cins hayvanları “parayla satın alıyorlar”, o hevesleri geçince sokağa atıyorlar.
“Çocuklarımız istiyor” diyerek yine cins hayvanlardan ediniyorlar, görüyorlar ki bakması zor, yine sokağa bırakıyorlar.
Bakın size şunu net şekilde söylüyorum;
“Sosyal medyada fotoğraf paylaşmak için bu hayvanlardan alan ruh hastaları var!”
Çok ciddiyim.
Elbette fotoğraf çekimi bitince, o hayvanın sonu yine sokaklar oluyor.
Cins oldukları için maalesef çok yaşamıyorlar.
Bile bile cinayet işleniyor aslında.
Tek fark, sokağa atılarak ölüme mahkûm edilen o canlılara kast edenler cezaya çarptırılmıyor!
+++
Arada hayatta kalanlar yok mu?
Elbette belediyelerin ilgililerine denk gelip soluğu barınakta alanlar da var.
Maalesef ki çoğu psikolojik sorunlar yaşıyor.
Yetkililer onları hayatta tutmak için her şeyi yapıyor.
Sonra yeniden sahiplendirilmesini bekliyorlar.
+++
İşte onlardan birisiyle karşılaşıyor Ayşe Başkan.
“Birbirimizi ilk gördüğümüze, ilk göz teması kurduğumuzda “ilk aşk” denir ya, öyle bir şey hissettik. Hemen sahiplendim!” diyor Başkan Ünlüce.
Barınaktan aldığı ve adına “Pamuk” dediği candosta yepyeni bir hayat veriyor.
Ama sen misin böyle yapan?
3 gündür, Pamuk’la Ayşe Başkan’ın birlikte görüntülerini servis eden Eskişehir Basın Medya’nın X hesabında neler söylediler Ünlüce’ye…
Ne suçlamalar, ne saldırmalar, neler neler…
Saldırının gerekçesi de şu;
“Cins köpek sahipleneceğine, sokaktan al!”
+++
Gelelim gerçeklere.
Hükümet sokak hayvanlarına dair bir adım attı.
“Sokakta bulduğun hayvanı bir daha sokağa bırakamazsın!” dedi.
Dedi ama tüm sorumluluğu da belediyelerin üstüne attı.
Daha önce bu canlıların sorumluğu ilgili bakanlıklardan tutun, genel müdürlüklere kadar çeşitli kurumlardaydı.
Ama şimdi belediyeler yapayalnız kaldı.
Nasıl bir yalnızlık olduğunu da söyleyelim;
“Eskişehir’de 70-80 bin arası sokak canlısı olduğu tahmin ediliyor.
İşte bunca canlının tüm sorumluluğu üstüne bırakılacak kadar yalnız belediyeler.
Ne yapacaklarını, nasıl çare bulacaklarını şaşırmış vaziyetteler.”
Hiç yoksa topluma “Sahiplenin” çağrısı yapıyorlar.
Yapıyorlar ama bu kez de eleştiri yağmuruna tutuluyorlar!
Maalesef o eleştirenler de meselenin ne ötesini ne de berisini bilenlerden oluşuyor.
Sonra klavye başından yaz babam yaz.
Ne acı…